1 Aralık 2016 Perşembe

Köstence

Merhabalar.
Anneannemin hep "Biz, Bulgaristan'ın Köstence'den buralara geldik" dediğini hatırlarım. Anneannemin dediği bu Köstence neresiydi?.. Hangi devletin sınırları içindeydi?.. Yaptığım araştırmalar sonunda: 679-681 yıllarında Bulgarlar'ın Köstence şehrini ele geçirdiği, daha sonra 971 yılında şehrin Bizans idaresine geçtiği ve 1419 yılında Osmanlı hakimiyetine geçtiği ve 459 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalan şehrin, 1878 yılında Ayastefanos ve Berlin antlaşmalarıyla Romanya'ya bırakıldığını öğrendim. Köstence ile ilgili herkes tarafından bilinen şeylerin dışında özel bir bilgiye sahip olamadım. Bu konuda Köstence Başkonsolosluğuna bile başvurdum, ama maalesef konsolosluğun da bilinen şeylerin dışında hiç bir özel bilgiye sahip olmadığını öğrendim. Hatta konsolosluğa bu konuda bir e_mail göndererek onları eleştirdim bile.

Yukarıdaki fotoğrafın çekildiği mekan ise, Türkiye Cumhuriyeti topraklarıdır. Yani Kırşehir ili Kaman ilçe merkezi Sarıuşağı mahallesinde yer alan bahçeli bir evin avlusudur. Komşular arasındaki sınırları eğreti taş duvarlarla örülmüş, üzerleri çalı-çirpi ve ahşap sebze kasaları ile yükseltilmiş, ikisi bahçeli, biri bahçesiz üç komşu evin yan yana aynı ada üzerinde yer aldığı bir mekandır. 


Bu fotoğraf karesine yer vermemin nedeni ise, anneannemin annesi Zeniş Garı dedikleri, Köstence'de maruz kaldıkları zorbalıkları birebir yaşayan ve Köstence'den Anadolu'ya yapılan zorunlu ve zorlu göçün çilesini çekmiş bir Türk kadınıdır. Fotoğraf karesinde en sağda yer alan ceketli kadın Zeniş Garıdır.

Bu fotoğraf karesinde de en solda ve alt köşedeki kadın Zeniş Garıdır. 


Bu fotoğraf karesinde ise, bana Köstence'den Anadolu'ya yapılan göç olayını anlatan anneannem Zeynep Gönç'ü görmektesiniz. 

Şimdi gelelim göç olayına. Anneannemden ben bu hikayeyi dinlediğim de henüz ufkum o kadar geniş olmamakla birlikte, ilkokul beşinci sınıf ile ortaokul birinci sınıf arasındaki bir öğrencilik dönemine isabet etmektedir. Aslında üzerinde durulacak ve tüm detayları ile kaleme alınacak bu zorlu ve zorunlu göç hikayesini maalesef kaçırdık. Çünkü ne anneannem kaldı ne de annem kaldı. Bu göç hikayesini tüm ayrıntılarıyla anlatabilecek kimse yok artık!


Lafı fazla uzatmadan anneannemden duyduklarımı sizlerle paylaşayım. Çok zorlu ve çileli günlermiş. Şu anda Romanya sınırları içinde ve bir liman kenti olan Köstence'den ayrılıp Anadolu'ya ulaşmışlar. O zaman ki hükumet bunları Kırşehir, Kaman'a bağlı Meşeköy'de iskan etmiş. Ancak, Meşeköy'ün sakinlerinin davranışlarından hoşnut olmayan bu göçmen ailesi. "Bunlar nasıl Müslüman, bunlar nasıl Türk?" diye kızmışlar ve gerisin geriye Balkan topraklarına dönmek istemişler. O zaman ki hükumet bu sefer de bu göçmen aileyi Yelek köyünde iskan etmiş ve nihayet bu köyde kalmışlar.

Savaş yıllarında açlık ve kıtlık, cephe gerisindeki halkı çok zor durumda bırakmış. Annesi Zeniş garının tarlalara dökülmüş tahılları tek tek toplayıp bir sahanda dövmek suretiyle elde ettiği bulamacı çocuklarına yedirdiğini ve bu suretle hayatta kaldıklarını anlatan anneanneme Cenab-ı Hakk'tan rahmetiyle muamele eylemesini niyaz ediyorum.
Selam ve dualarımla.

8 Eylül 2016 Perşembe

Bloğunuzu Hızlandırın


Merhabalar.

Takip ettiğim siteler arasında  Uzman Klavye  link adresinde karşılaştığım bir makale üzerine ben de bu yazımı, faydasını göreceğinize inandığım için sizlerle paylaşmak üzere kaleme aldım. Söz konusu makalede; bloglarımızda kullandığımız 'jpg ve png' uzantılı fotoğrafların sıkıştırılmak suretiyle, hem bloglarımızın hızlı açılmasından, hem de yer kazancı sağladığından bahsedilmektedir. Arzu edenler yukarıdaki 'Uzman Klavye' linkine tıklayarak makalenin aslını oradan inceleyebilirler.

3 Eylül 2016 Cumartesi

Şah Fırat Bir Tuzaktı


Merhabalar Değerli Blog Arkadaşlarım.

Daha sıkıntılarımız bitmedi. Yeni başlıyoruz da diyebiliriz. Türkiye, Ortadoğu üzerinde, yeniden iştahı kabarmış emperyalist ülkelerinin önünde bir engeldir. Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür, yani üniter bir devlettir. Türkiye üniter devlet yapısıyla emperyalist ülkelerin midesine oturur. Türkiye'nin hazmının kolay olması için, önce yutulması kolay küçük lokmalara bölünmesi kaçınılmazdır.  Bunun için de Türkiye'nin mutlaka üniter yapısının bozularak parçalanması gerekiyor ki, Türkiye ile birlikte diğer Ortadoğu ülkelerindeki emellerine kolayca ulaşabilsinler.